Turkish Arabic Chinese (Traditional) English French German Japanese

Uzmanlar son günlerdeki çay polemiğiyle ilgili görüşlerini paylaştılar

02 Şubat 2016
font size +

Uzmanlar son günlerde tartışılan Türk çayının kalitesi ve dünyadaki yeriyle ilgili görüşlerini paylaştılar

Türkiye, dünyada en çok çayın tüketildiği ülkelerden biri... Habertürk yazarı Murat Bardakçı’nın “Türk çayı kalitesiz’’ yönündeki görüşü tartışma yarattı. Köşesinde, “Türk çayı öyle kaliteli falan değildir, dünya sıralamasında bile pek yer alamaz ve ismi ‘Güney Kafkasya’nın ucuz çayları arasında geçer” ifadelerine yer veren Bardakçı’nın sözlerini konunun uzmanlarına sorduk. Uzmanlar, Türk çayının kalitesini ve dünyadaki yerini şu şekilde yorumladı...
Ulusal Çay Konseyi Yönetim Kurulu Üyesi Rize Ziraat Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat PALIÇ:
‘Kalitesiz diyen insafsız davranır’
Bizim çayımızın kalitesini dünya biliyor. Tamamının üzerine kar yağan tek çay Türk çayı. Üzerinde kimyasal ilaç olmayan tek çay Türk çayı. Buna kalitesiz diyen insafsız davranıyor. Dünyada sağlık açısından da en iyi çay bizim çayımız. Renk bakımından, ticaret bakımından, çabuk renk çözülmesi bakımından bu yoruma belki hak verilebilir ama aroma bakımından hiçbir çay çeşidi Türk çayıyla yarışamaz. Ben başka çay içemem. Bu durum insanların bakış açısına göre değişebilir. Belki o arkadaşın damak tadı farklıdır.
Habertürk yazarı, Ekonomist Abdurrahman YILDIRIM:
‘Türk çayı içmek bir ayrıcalıktır’
Türk çayı saf ve doğal bir çay, üzerine kar yağıyor, bu nedenle daha az böcek ürüyor ve böcekleri öldürmek için zirai ilaç kullanmak zorunda kalmıyoruz. Dünyada çay üreten çoğu ülkede Türkiye’deki gibi yılda 3 ya da 4 sürgün yerine 9-10 sürgün alınıyor. Bu ülkelerde yağmur ve nem daha fazla, çay sürekli filizleniyor ama bu durum beraberinde zararlı böcekleri de getiriyor, böcekler için ilaç kullanmak gerekiyor. Çay için bu zirai ilaçlar önemli çünkü çayı Türkiye’de en az 100 derecede kaynayan suya bırakıyoruz. Dolayısıyla kaynamış suda çay demlenirken, içindeki ilacı deme bırakıyor. Üretimdeki dezavantajımız, yılda 3 ya da 4 sürgün almamız, rakiplerin 9-10 sürgün alması ve fiyatının ucuz olması. Bu da ekolojik ve doğal çayla giderilmeye başlandı. Başka ülkelerden ihraç edilen çayın kalitesi de, sağlığa yararı da tartışmalı bence.
Türk çayının öne çıkartılması gereken yanı ilaçsız sunulması, bu anlamda Türk çayını içmek bir ayrıcalıktır. Çaycılarımızın yaptığı hata, Türk çayına kaçak çay karıştırıp bunu iç pazara sunmaları. Vergiler yüzde 145 olduğu için birçok ülkeden kaçak, ilaçlı çay getirip Türk çayıyla karıştırıyorlar. Bu nedenle insanların damak tadını bozmaya başladılar.
Doğu Karadeniz İhracatçılar Birliği Yönetim Kurulu Başkanı A. Hamdi GÜRDOĞAN:
‘Bizim çayımız saf çay’
Bizim çayımız saf çay. Hiçbir katkı maddesi kullanılmıyor. Dünyada durum farklı; çayın içine endemik bitkiler ekleniyor birçok yerde. Türk çayı ise katkı maddesi eklenmediği için organik ayarında oluyor. Çay ithalatında Amerika 1. Rusya 2. Birleşik Arap Emirlikleri 3. sırada yer alıyor. Ancak biz onlara çay ihraç edemiyoruz. Bunun sebebi çayımızın kalitesiz olması değil, onların damak zevkine göre üretmiyor olmamız. Ihraç edeceğimiz ülkelerin damak tadına göre çay üretimi yapılmalı. Dünya çay ihracatında yokuz ama üretimde ilk 10 arasındayız. Türk çayına saflığı ve tadı açısından kalitesiz denemez. Demleme şekilleri ve çaya katılan yan mamuller çayın tadını fark ettiriyor.
Çay Uzmanı, Kimya Mühendisi Zeynep Sezin KADIRLI:
‘Eğer çok yakılırsa kalite değeri azalır’
Türk çayı tarladan toplandıktan sonra fabrikada işlenirken çok fazla yakılıyor, yüzde 40 oranında yakıma uğruyor. Bir de üstüne biz evlerimizde demlerken 30-40 dakika demde tuttuğumuz için ikinci bir yakıma daha giriyor. Fermantasyon süreci uzatıldığı zaman besin değerleri kayboluyor. Dünya üzerinde en çok yakılan çay bizim çayımız. Sri Lanka, Hindistan gibi ülkelerde fırınlarda yakım oranı yüzde 30-35’e kadar çıkıyor ve demlenirken de herhangi bir yakıma maruz kalmıyor. Çünkü sadece üç-dört dakika demleniyor. Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz: Eğer çay çok fazla yakılırsa kalite değeri azalır. O yüzden de Türk çayının kalitesiz olduğunu söyleyebiliriz.
Çay Sanayicisi Işadamları Derneği Başkanı Erdal SARAL:
‘Elle topladıkları için kaliteli oluyor’
Türk çayında zirai ilaç kullanmadığımız için pestisit kalıntısı olmadığını biliyoruz. Kenya, Sri Lanka gibi sıcak ülkelerde çayda zararlı böcekler olduğu için zirai ilaçlama yapıyorlar, dolayısıyla o çaylarda pestisit kalıntısı oluyor. Peki, çayımız Kenya çayı kadar kaliteli midir? Değildir. Çünkü onlar çayı elle toplatıyorlar, iki buçuk yaprak toplatıyorlar, herkesin kendi arazisi var, bu arazilerde çalışan işçiler yılın 2 ayı boyunca çay topluyorlar, bizdeki gibi iki üç sürgün halinde değil, dolayısıyla çayı bahçeden toplarken kaliteli topladıkları için de kaliteli ürün elde ediyorlar. Bu noktada şu tercihi yapmak lazım, çok daha demli, biraz daha buruk çayı pestisit kalıntısına rağmen içmek mi yoksa biraz daha geç dem veren, belki o burukluğu yakalayamadığınız pestisitsiz, zirai ilaç kalıntısı olmayan çayı içmek mi?
Çay Uzmanı Pelin ENDEROĞLU:
‘Türk çayı kesinlikle kalitesiz’
Türkiye’deki çaylar bence de kalitesiz. Markette ve perakendecide satılan çayların hemen hemen hepsi kırık çay. Genellikle elek altı çay satılıyor piyasaya. Normalde çayın bir demlenme süresi var. Poşet çayı sıcak suyun içerisine attığınız zaman hemen renk verir. Hiçbir zaman bir çayın o kadar kısa sürede renk vermesi mümkün değildir. Her çay çeşidi için bunun bir süresi vardır: siyahlarda 4 dakika, yeşillerde 2 dakika. Ama sonuç itibarıyla poşet çaylarda kullanılan dökme çay dediğimiz ve gündelik hayatımızda tükettiğimiz çayların birçoğu kırık dediğimiz çaylardandır. Bunlardan renk ve dem alabilmeniz için kaynatmanız gerekiyor. Fakat çay kaynatılmaz demlenir. Mesela pekoe çayı da kırıktır, toz şeklindedir. Fakat kendine has bir kokusu ve lezzeti vardır. Bizim çaylarımızda ne yazık ki durum böyle değil. Ama benim fikrime göre Türk çayı kaliteli mi? Kesinlikle değil.